Bu Blogda Ara

15 Kasım 2009 Pazar

AİBÜ TARİHÇESİ




Türkiye'nin iki metropolü olan Ankara ve İstanbul şehirlerinin arasında doğal güzelliklerle çevrili ülkemizin en seçkin üniversitelerinden biri olan Abant İzzet Baysal Üniversitesi eğitim ve öğretim alanında da en ön sıralarda yerini almaktadır. 3 Temmuz 1992 'de kurulan üniversitemizde bugün, 8 fakülte, 3 enstitü, 5 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu ve 4 araştırma merkezi bulunmaktadır. Bu birimlerde 900 öğretim elemanı 18200 öğrenciye kaliteli ve çağdaş eğitim vermenin gururunu yaşamaktadır. Üniversitemizin birimleri, Bolu'dan Düzce'ye, Akçakoca'dan Gerede'ye ve Mengen'den Mudurnu'ya kadar çok geniş bir alana yayılmıştır. Bolu'ya 8 km uzaklıktaki merkez İzzet Baysal Kampüsü benzersiz bir doğa güzelliğinin içinde yer almaktadır.

Bilim üretmek, eğitim yapmak ve bulunduğu yöreyi aydınlatmak hedefiyle yola çıkan Abant İzzet Baysal Üniversitesi, bu üç temel görevini yerine getirirken, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “çagdas uygarlık düzeyinin üzerine çıkma” direktifini gerçekleştirmeyi ana hedefi olarak görür. Bir devlet üniversitesi olan Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Türkiye'nin en büyük hayırseverlerinden biri olan İzzet Baysal'ın 70 trilyon liralık (yaklaşık 42 milyon dolar) tesis ve donanım yatırımı ile kısa sürede mükemmel bir fiziki yapı ve üstün bir teknolojik donanıma ulaşmıştır.

Üniversitemiz, bilimsel gelişme ve teknolojileri takip edebilecek, uluslararası rekabet gücüne sahip bir araştırma ortamı hazırlamayı öncelikli görevleri arasında kabul etmekte ve 21. yüzyıl Türkiye'sine çağdaş, nitelikli bir insan profili sunmayı hedeflemektedir.Bu yolda Abant İzzet Baysal Üniversitesi, kurulduğu günden bu yana büyük bir mesafe katetmiş ve Türkiye'nin en hızlı gelişen üniversitesi konumuna gelmiştir.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ülkemizdeki devlet ve vakıf üniversitelerinin yanında Vakıf destekli devlet üniversitesi olarak üçüncü bir model oluşturmaktadır. Devletimizin imkanlarına ek olarak İzzet Baysal Vakfı'nın yatırımlarıyla da, kısa sürede mükemmel bir fiziki yapı ve üstün teknolojik donanıma ulasan üniversitemiz, öğrencilerine çağdaş ve gelişmiş bir akademik ortam sunmaktadır . Ayrıca, İzzet Baysal Vakfı basarili öğrencilere burs desteği de sağlamaktadır.

http://www.ibu.edu.tr/tarihce.html

14 Kasım 2009 Cumartesi

Abant İzzet Baysal University






Abant Izzet Baysal University was founded on July 3, 1992 with the aim of establishing a centre of excellence in higher education and research. Today it has 8 faculties, 3 institutes, 5 two-year programmes, 6 vocational schools and 4 research centres. Nine hundred academicians are proud to educate 18200 students in this modern environment. Academic Units of Abant Izzet Baysal University are spread out to a large area, which includes the districts of Bolu province, like Gerede, Mengen, Mudurnu and the neighbouring province Düzce and its district Akçakoca. The main Izzet Baysal Campus of the University is the central one and is only 8 kms to the city centre.

The University accepts unreservedly that creating an academic ground for social, cultural, scientific, economic and technological development in an international context is essential for its mission. For this reason, Abant Izzet Baysal University aims to be a dynamic institution focusing at excellence that will bring the development of our society and mankind to the highest universal standards. So far the University has covered a long distance and become
“The most rapidly progressing University in Turkey”. Excellent educational infrastructure, including a modern library and extensive computer facilities with internet connection, creates a unique research environment.
Abant Izzet Baysal University is a unique university model in Turkey not for being a purely state university nor a foundation university but instead “a foundation supported state university”. This status enables the university to receive funds both from the government and the Izzet Baysal Foundation. The university with its perfect physical structure and high-technology equipment obtained in a short period of time with the investments of Izzet Baysal Foundation as well as opportunities provided by the State offers a modern and developed environment for its students. Izzet Baysal Foundation provides the successful students scholarship opportunities.

CULTURAL ACTIVITIES
Abant Izzet Baysal University campuses offer extensive social and cultural facilities. Activities such as symposium, panel, conference, concert, theatre and film shows have been done in multi-purpose Culture Centre which is located on Izzet Baysal Campus and in Blue Hall (holding 514 people) and in Pink Hall (holding 208 people). A simultaneous system, holding 140 people, is set up in Blue Hall where 3 different languages can be translated simultaneously. The Exhibition Hall continuously holds the art activities. Also, cultural and scientific activities have been organised in a hall, holding 350 people, in Izzet Baysal Medicine Faculty Morphology Building .
Our university has also participated in “Izzet Baysal Thanksgiving Days” with several activities which are organised every year on May 11 th for the great charitable Izzet Baysal who made 100 million dollars worth investment for Bolu. Within the week following “Izzet Baysal Days”, Spring Festivities have been held in our university. Activities and concerts, in which amateur and famous singers perform during the day, have been available in the Spring Festivities which are organised by the students for a week.

SPORTS ACTIVITIES
The Sport Centre, consisting of twin dome hall, which is located on Izzet Baysal Campus with its indoor-outdoor sport areas, has the capacity of hosting every kind of sports activity.
On Bolu City Campus, a sport hall and football field are in the service of our students.
In this gymnasium and the pitch recreation programs along with educational activities have been organized and supplied for the students. The services are available from 9 am to 23 pm. Our Mountaineering and Skiing Education Center located on Kartalkaya has been in the service of the students and the academic staff of our own university and other universities. Sport competitions in which the students and the staff participate within the university are held in a schedule covering the whole term and we join the competitions among the universities held by the Association of the University Sports.

INFORMATICS
The major priority of Abant İzzet Baysal University is to benefit from the advancing information technology of our age at maximum level on purpose of research and education. For this purpose, the most recent innovations have been searched for and supplied for the students. Over 1500 computers are available to students in all faculties, higher education schools and in laboratories as well. The internet connection has been used on each campus of our university since 1995. All processes from student registrations to recording students’ grades have been fulfilled using computer media.

TRANSPORTATION
İzzet Baysal Campus, our main campus is 8 kilometers far from downtown Bolu. Transportation service is provided by private public buses and public minibuses and the public buses.

FOOD
On each campus of our university, lunch service is provided regularly. The menu organized by nutrition and dietician specialists is catered by private sector and supplied to our students with an economical charge (app. 1€). For those having financial problems lunch and dinner are provided without any charge in respect to contingent. Besides, a market providing appropriate shopping opportunities for students a patisserie and cafeteria are located on our university campus.

ACCOMMODATION
Boys dormitory, holding 680 people and girls dormitory holding 680 people, which are located on İzzet Baysal Campus and administrated by our university, are in the service of our students. In both of the dormitories there are working rooms for art and music, TV halls, study rooms, reading rooms and student canteens that are permanently open. The application for university dormitories are made during the registrations. There are private dormitories holding 80 people which are primarily in the service of master students. Dormitory rooms are for maximum 8 people. In addition to canteen, hairdresser and barber services, there is also laundry service. Monthly dormitory prices are kept at the same level with the equivalent dormitories of Credit and Dormitories Institution.
There are also dormitories having enough capacities in other campuses of our university that are bound to Credit and Dormitories Institution.

Contact:
Abant Izzet Baysal Üniversitesi
Gölköy Kampüsü 14280
Bolu / TURKEY
Telephone: +90 374 254 1000
Fax : +90 374 253 45 06

10 Kasım 2009 Salı

Korumanın Sosyal / Kültürel Boyutu

Bayındırlık ve iskan Bakanlığı Kentleşme Şurası 2009 İçin Hazırlanan Rapor

Prof. Dr. Mehmet TUNÇER

“Çağımız dünyasında kişilikli bir toplum olarak, gelişebilmek için tarihi ve kültürel geçmişimizi yine yaşam biçimleri ve çevre ile bütünleştirmeliyiz. Bu bağlamda farklı kültürlerin farklı medeniyetlerin tarihi miraslarını aynı dikkat ve saygınlık içinde korumak, globalleşen dünyada barış ve kardeşlik duygularının kökleşmesini sağlamak, farklı kültür ve medeniyetlerin birbirlerine olan etkileşimi sonunda zengin ve çok renkli bir oluşumu gerçekleştirmek gerekmektedir” (Sözen, M.,2004).

1 Korumanın Sosyal / Kültürel Boyutu: Tespitler

Tarihsel çevre korumasının sosyal boyutu daha çok koruma alanlarında yaşayanlar ve süreçte rol alan aktörler olarak özetlenebilir. Koruma alanlarında yaşayanlar, kentin genellikle en eski, geçmişten bu güne tarihi çevrede yaşayanlar ile kente yeni gelerek barınma ve yaşama çabasında olanların bir araya getirdiği karmaşık sosyal yapıyı oluşturur.
Kentsel koruma alanları genellikle kentin yıpranmış, çöküntü bölgeleri olduğundan, bu kesimlerde yaşayanlar da kentin genellikle dışlanmış, alt ve orta-alt gelir gruplarıdır. Bu nedenle tarihsel çevre korumasının en önemli boyutu, yapıları korumak olduğu kadar, bu gelir gruplarının da refahını iyileştirici ve yoksulluğu azaltıcı önlemler alınmasıdır. Tarihsel çevreler gerekli sağlıklaştırma ve iyileştirme politika, plan, proje ve programları ile ele alınıp korunmadığı zaman bu kesimde gecekondulaşma, kaçak yapılaşma, çöküntü bölgesi haline gelme gibi sorunlar yaşanmaktadır.
Aktörler ise, tarihi çevre koruma alanında etkin olan, kentsel koruma proje süreçlerinde rol alan, bu süreçteki farklı rol ve işlevleriyle farklılaşan, kişi ve kuruluşlardan oluşan taraflardır. Aktörler aynı zamanda kamu, özel, sivil, akademik gibi geleneksel sektörlere göre de ayrıştırılabilir, ancak proje süreçlerinde üstlendikleri daha karmaşık kimliklere göre ele alınmaktadır.


2 Korumanın Sosyal / Kültürel Boyutu: Sorunlar

“Yeni bir koruma politikası ve bütünleşik koruma uygulanmazsa, toplumumuz çok yakında geleneksel çevresini oluşturan yapı ve sit mirasının çoğunu yitirmiş olacaktır “.
“Eski alanların sağlıklaştırılması olanak ölçüsünde, bölge sakinlerinin toplumsal kompozisyonunda köklü bir değişiklik gerektirmeyecek şekilde tasarlanmalı ve uygulanmalıdır. Kamu kaynaklarınca gerçekleştirilen restorasyon ( ve sağlıklaştırma) çalışmalarının sağladığı yararlardan tüm toplum kesimleri pay almalıdır”,
“Gerekli yasal ve yönetimsel önlemler tüm ülkelerde güçlendirilmeli ve daha etkin kılınmalıdır”.
AMSTERDAM BİLDİRGESİ, 1975

Türkiye’de günümüze kadar sürdürülen tarihsel ve kültürel çevrelerin korunması ve sağlıklaştırılması (ıslah / sanitasyon ) politikalarının başarılı olduğunu söylemek olası değildir. Özellikle, 1950 sonrası kırsal alandan kentlere yaşanan göç ve hızlı kentleşme, 1980 sonrasında ikinci konut ve turizm amaçlı kıyı yağması ile 1990 sonrası Doğu ve Güney - Doğu Anadolu Bölgeleri’nden güvenlik ve ekonomik nedenlerle başlayan göç olgusu, kentlerimizin yüzlerce, hatta binlerce yılda oluşmuş dengelerini alt üst etmiştir.
Önce varoşlarda başlayan yasal olmayan yapılaşmalar (gecekondu), giderek imar aflarıyla, kentleri bir kanser gibi sarmış ve günümüzdeki başlıca kentsel sorunlardan biri haline gelmiştir. Kentlerin hızlı büyümesiyle, geleneksel kent dokularında ve tarihsel kent merkezleri üzerinde de aşağıda özetlenen olgular ortaya çıkmıştır;
• “İmar” adı altında geleneksel dokuya uyumsuz yol açma, imar haklarını arttırma vb. koruma ve sağlıklaştırma hedefi olmayan, hatta tamamen yıkıp ortadan kaldırmayı amaçlayan planlamalar yapılması,
• Bu planlar doğrultusunda, arsa biriktirme (spekülasyon) amaçlı olarak kentlerde geleneksel kent dokularının (kentsel sitler ve bir kısım gecekondu alanları) yıkılarak yerine dokuya aykırı taban alanları ve yükseklikler ile çevreye uyumsuz yeni yapılaşmalar oluşturulması,
• Kentsel koruma kararı verilmesi ile eski plan uygulamalarının durdurulması, ancak korumaya yönelik planlama ve uygulama çalışmalarının yetersizliği nedeniyle, geleneksel dokularda ve tarihsel kent merkezlerinde bakımsızlık, korunamama, köhneleşme, terk edilme ve çöküntü bölgesine dönüşme olgusu,
• Giderek aşırı yapı ve nüfus yoğunlaşması nedeniyle oluşan ulaşım ve otopark sorunları, çevre kirlikleri,
• Mülk sahiplerinin geleneksel dokuları terk etmesi ile bu alanlarda oluşan sosyal dönüşüm, gecekondulaşma ve sosyal çöküntü bölgesi niteliği.

Yukarıda saptanan sorunlar, yöreden yöreye nitelik değiştirmekle birlikte, genel sorunlar olarak gözlenmektedir. Kentlerin göç alma hızı, gelişme potansiyelleri, geleneksel dokunun niteliği (yapı malzemesi ve dokunun yeni gelişen kent kesimleri ile olan ilişkileri) turizm potansiyeli, tarihi çevrenin köhneliği, merkeze yakınlığı ve yerel yönetimlerin yaklaşımları, her kentte tarihsel ve kültürel çevrenin korunmasını ve yenilenmesini farklı kılmaktadır (Tunçer, M., 2004)
Tarihsel çevreler nadiren işlevlerini koruyarak günümüze kadar gelmektedir. Bu çevreler işlevlerini kaybetmelerine rağmen değişik kullanışlara dönüşerek varlıklarını sürdürmektedir. Ancak o beldenin çöküntü alanı olarak görülmekte, diğer ülkelerdeki gibi bir prestij alanı haline gelmemektedir. Bazı yapılar ise hem işlevlerini yitirmeleri hem de yeni işlev ve kullanışları barındırmaya elverişli olmamaları nedeniyle terk edilmekte veya koruma altına alınıp, piyasa süreçlerine göre cazip bulunmadığı için metruk halde bırakılmaktadır. Bu kesimlerde yaşayan aileler, getirilen koruma ve bakım kurallarına uygun olarak, bu yapılara harcama yapacak güçte bulunmamaktadır.
Bu kesimlerde yaşayanlar, ekonomik olarak güçsüz, dışlanmış ve yoksullaştırılmış kesimler olması ile paralel olarak sosyal ve kültürel açıdan da eğitimsiz, kültür düzeyleri düşük ve sosyal yapı olarak kentin diğer katmanlarından geri durumdadırlar.

3 Öneriler

1. “Sürdürülebilir Kalkınma” ve “Sosyal / Kültürel Gelişme” için bölgesel, alt bölgesel ve yerel ölçeklerde tarihsel çevrelerinin koruma, sağlıklaştırma ve çevre uyumlu yenileme politikalarını yönlendirmek üzere; bu doğrultuda hazırlanmış ülkesel, bölgesel ve çevre düzeni planlarına sahip olmak gerekir. Bunun için, kentsel çevrelerin akılcı ve etkin korunmasını ve kullanımını öngören kararların alınmasına elverişli bir ortam geliştirilmelidir.

2. Ülke ölçeğinde tarihsel (ve de doğal) kaynak kullanımını içeren, kent dokularını sağlıklaştıran, kentleşme ve sanayileşmeyle bütünleşen politikalar; bölgelere, metropoliten ölçekteki kentlere, kentlere ve kırsal yörelere kadar inen bir dizi stratejik ulusal (ekonomik, fizik, sosyal, kültürel, eğitimsel vb.) planlama kararları ile desteklenerek geliştirilmelidir.

3. Koruma ve dönüşüm planları tamamen yıkıp çok katlı yenilenmeyi değil, yer yer yoğunluk ve doku korunması ve sağlıklaştırılmasını öngörecek biçimde ele alınmalıdır. Hazırlanmış olanlar bu anlayışla yeniden gözden geçirilmelidir.

4. Sürdürülebilir kalkınma fikri çerçevesinde, kentsel politikalar yeniden ele alınmalı, doğal çevre ile uyumlu, tüketime yönelik olmayan, kirletmeyen, tarihsel ve kültürel çevreyi, insan ölçekli kentsel dokuları koruyup geliştirmeyi amaçlayan yeni politikalar dizisi oluşturulmalıdır.

5. Yoksulluğa bir çözüm olarak; tarihsel çevrelerde yaşayan bireylerin kendi yapılarına bakım onarım ve çevreye uyumlu eklentilerle geliştirmelerini sağlamak amacı ile kentsel tasarım ve mimari ölçeklere giden özel plan ve projeler geliştirilmeli, teknik ve parasal destek politikaları ile uygulanmalıdır. Bu plan ve projelerin üst ölçekte verilmiş yoğunluk ve yapılaşma biçimi kararlarıyla uyumlu olması sağlanmalıdır.

6. Kent yoksulluğuna bir çözüm olarak tarihi alan ve kent çevrelerini koruma ve sağlıklaştırma politikaları, nüfus artışı ve göç olgusu dikkate alınarak, var olan politikalar bu amaç doğrultusunda değiştirilerek geliştirilmelidir.

7. Tarihsel kent dokularındaki geleneksel konutlar, günümüze kadar ulaşan kültür varlıklarımız olduğu kadar, konut açığının giderilmesinde “konut stoku” nun da bir parçasıdır.
Sürdürülebilir kentsel gelişme kapsamında, sistemsiz ve parça parça değil, tutumlu ve bilinçli bir gelişimin hedeflenmesi, var olan kaynakların değerlendirilmesi ve geliştirilmesi gerekli olduğundan; koruma plancı, mimar ve inşaat mühendisi, restorasyon uzmanlarına vd. düşen görev, etkin bir kampanya ile bu kent parçalarının vakit yitirilmeden ele alınması, çevre ve yapı olarak iyileştirme, sıhhileştirme ve koruma uygulamalarının yapılması için yerel ve merkezi yönetime destek olunmasıdır.

8. Ülkemizde, kent yoksulluğuna bir çözüm olarak geleneksel kent dokularını (kentsel sitler) koruma, sağlıklaştırma ve geliştirmeyi amaçlayan, akılcı, verimliliği gözeten, vurgunculuğu (arsa /yapı spekülasyonunu) önlemeye ve kentsel rantın kamu yararına kullanılmasına amaçlayan bir “kentsel toprak politikası” bulunmamaktadır. Kentleşme hızına bağlı olan ve kentsel toprak rantının kamuya değil, kişilere, (spekülatörlere) gitmesine yol açan yık-yap-satçı kentsel yenileme (daha doğrusu yıkım) mutlaka önlenmelidir.

9. Merkezi yönetim birimleri (başta Bayındırlık ve İskan, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Orman Bak.) koruma ve sağlıklaştırmayı gerçekleştirecek şekilde yeterince etkin bir tarzda örgütlenmemiştir. Merkezi Yönetim ilgili kurumlarının yaklaşımları genellikle teknik olmakla birlikte, hakim olan politikalar zaman zaman etken olmaktadır ve bu da tarihi/çevresel kent dokularının tahribatına yol açmaktadır.

10. Yerel Yönetimler de kentsel korumayı ve sağlıklaştırmayı gerçekleştirecek şekilde yeterince etkin olarak örgütlenememiştir. Geleneksel konut çevrelerinin korunması ve sağlıklaştırılması konusunda, Yerel Yönetimlerin de yaklaşımları genellikle yerel politikalara bağımlıdır, bu da geleneksel kent dokularının tahribatına yol açmaktadır.

Merkezi ve yerel yönetimler tarafından alınan kararların tarihsel gelişim süreci içinde değerlendirilmesi, (sit alanı ilanı, daraltılması, tescil kararları, tescilden düşme, yeni yapılaşma izinleri, yıkım izinleri vb.) ve bu kararlara yönelik öneriler bu sonucu ortaya çıkarmaktadır.

Kaynaklar :

1. Tunçer, M., 2004, Mardin, Panel, Türkiye Barolar Birliği; Mardin Barosu; Mardin Valiliği Ve Çekül Vakfı “İnsanlığın Ortak Mal Varlıklarına Saygı Hakkı Ve Kültürel Mirası Yaşatarak Korumak” ; Bildiri: “Kent Yoksulluğuna Bir Çözüm: Tarihsel Çevrelerin Sürdürülebilir Korunması”, Barolar Birliği Yay.

2. Tunçer, M., 2003, “TMMOB Konut Kurultayı” Bildiri; “Kent Yoksulluğu İçin Bir Çözüm Önerisi: Geleneksel Konut Ve Gecekondu Konut Çevreleri’nin Sürdürülebilir Korunması, Sağlıklaştırılması Ve Geliştirilmesi”.

3. Tunçer, M., 2001, Dünya Şehircilik Günü, 5. Türkiye Şehircilik Kongresi, Bildiri ; “Avrupa Birliği Sürecinde Doğal Ve Tarihsel Çevrelerin Bütüncül Planlanmasına İlişkin Saptamalar Ve Sürdürülebilir Korumaya İlişkin Politika Önerileri.

KENTSEL MİRAS, MEKÂN KALİTESİ ve KENTSEL TASARIM KOMİSYONU İÇİN HAZIRLANAN RAPOR

BAYINDIRLIK VE İSKAN BAKANLIĞI / KENTLEŞME ŞURASI 2009
KENTSEL MİRAS, MEKÂN KALİTESİ ve KENTSEL TASARIM KOMİSYONU İÇİN HAZIRLANAN RAPOR

Doç. Dr. Mehmet TUNÇER
Abant İzzet Baysal Üniversitesi - Mühendislik Mimarlık Fakültesi - Mimarlık Bölümü Başkanı

I.KENTSEL TASARIMIN PLANLAMA VE UYGULAMADA ETKİN OLARAK YER ALMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
Kentsel tasarım; ülkemizde niteliği, kapsamı, disiplinler arası konumu henüz yasal olarak da tam belirlenmemiş bir kavramdır. Ancak, giderek yerel yönetimlerin çeşitli kentsel sorunların çözümünde kullandıkları bir araç olmaya başlamıştır.
1. Bu hali ile kentsel tasarım ve uygulamaları kentin her yöresine eğilen, her sorunu içeren, tasarımsal bir süreçten yoksun olarak, genellikle birbirinde kopuk ve habersiz olarak yapılan uygulamalardır. Kentsel ölçekte yaşamsal sorunların etkin olarak çözümü için bir “Eylem Planlaması” yöntemi olarak görülmektedir. Bütüncül ve makro kararların yönlendirdiği bir büyük programın parçası olarak etaplar halinde geliştirilmesi gereklidir.
2. Metropoliten kent ölçeğinde büyükşehir belediyeleri, kent ölçeğinde ise belediyelerin teknik ve parasal olarak güçlenmeleri ve politikadan olabildiğince arındırılmaları gereklidir. Bu nedenle genel bütçeden alınan payların arttırılması, kentsel rantları denetleyici ve onlardan pay alıcı bir sistem geliştirilmelidir.
3. Yatayda alınan “Düzenleme ortaklık Payı” nın arttırılması, dikeyde planlar ile getirilen rantlardan pay alabilecek bir yasal düzenleme getirilmelidir. Makro planların yapılması tek bir otorite eliyle olmalı ve gelecekteki kentsel gelişmeden etkilenecek tüm ilçe, belde, köyleri içermelidir.
4. “Kentsel Bölge/Alt bölge Planları” tüm kamu kurum/kuruluşlar ile yerel aktörlerin katılımı ile hazırlanmalıdır. Nazım Planlar “Yapısal Plan” niteliğinde hazırlanmalı ve sürekli değişikliklerle niteliğini yitirmesi engellenmelidir.
5. Yerel yönetimlerin “KENT POLİTİKALARI” nı geliştirerek bunları sürekli olarak izlemeleri gereklidir.

I.2. GELECEKTE YAŞANABİLİR YAŞAM ÇEVRELERİ TASARIMI İÇİN : KENTSEL TASARIM
Kentsel tasarım, güncel ve ivedi sorunların çözümü için önemli bir araçtır. “Kentsel Tasarım”; temelde “Yaşanabilir/güvenli/sağlıklı kentleri “ hedef almalıdır. Kentsel tasarım eylemi aslında planlama kararlarının uygulamaya geçirilmesidir.Yerel yönetimlerde parasal ve teknik olarak güçlü, yetkili ve geniş açılım içinde konuları ele alabilen birimlere gereksinim vardır. Bunlar “KENTSEL TASARIM” müdürlükleri olabilir.
2. Bu birimler, Makro Planların önderliğinde değişik kentsel sektörlerde (ulaşım, çevre, kültürel çevre, çalışma/barınma vb) farklı ve entegre tasarımlar üretmelidirler.
3. Bu birimlerin teknik ve parasal olarak özerk olmaları, doğrudan başkanlık makamına bağlı olmaları gereklidir.
4. Kentsel tasarımın disiplinler arası niteliği göz önünde bulundurularak bu birimlerde farklı disiplinler görev almalıdır.
5. Planlama sürecinin her aşamasında kentsel tasarımın gerekliliğinden söz edilmelidir. Planlar “KENTSEL TASARIM ÖZEL PROJE ALANLARI” nı da içerecek şekilde “Eylem Planları” seklinde hazırlanmalıdır.
7. “1/1000 ölçekli çerçeve plan” doğrultusunda alt ölçeklerde (1/500…1/1) kentsel tasarım, peyzaj, kent mobilyası ve altyapı (vd) projeleri hazırlanmalıdır. Tasarımın uygulanmasında uygulamadan etkilenenlerin tasarıma ve uygulamaya katılımı sağlanmalıdır.
9. Yerel yönetimlerin özgün niteliği olan alanlarda, kent kimliğini ve kentlilik bilincini oluşturacak ve diğer projelere ivme kazandıracak uygulamalara öncülük etmeleri gereklidir.
10. Merkezi Yönetimlerin, yerel yönetimlere parasal ve teknik destek ve uluslararası kredi olanaklarının sağlanması önem taşımaktadır.
11. Önemli noktalarda merkezi yönetim yerel birimler oluşturarak teknik ve parasal destekte bulunabilir.

II. KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
Türkiye, binlerce yıllık bir geçmişe dayanan zengin uygarlıkların yaşadığı bir ülke olarak insanlığın kültürel mirasının korunması konusunda evrensel sorumlulukları yüksek olan ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye’de günümüze kadar sürdürülen tarihsel ve kültürel çevre koruma politikalarının başarılı olduğunu söylemek olası değildir. Özellikle 1950 sonrası yaşanan kırsal alandan kentlere yaşanan göç ve hızlı kentleşme, 1980 sonrası ikinci konut ve turizm amaçlı kıyı yağması ile 1990 sonrası Doğu ve Güney - Doğu Anadolu Bölgesinden güvenlik ve ekonomik nedenlerle göç olgusu, kentlerin yüzlerce yılda oluşmuş tarihsel çevrelerini yok etmiş ve dengelerini alt üst etmiştir. Kentlerin önce varoşlarında başlayan yasal olmayan yapılaşma (gecekondu), giderek imar aflarıyla kentleri bir kanser gibi sarmış ve günümüzdeki başlıca kentsel sorunlardan biri haline gelmiştir.

II.1. Arkeolojik Sit Alanlarındaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Arkeolojik sit alanlarında sınırlar belirsizdir ve sürekli değişkenlik göstermektedir, Koruma kurulu kararlarıyla I., II. ve III. Derece Arkeolojik sit alanları arasında kaydırmalar ve değiştirmeler yapılmakta, bu da kişiler arasında bu kararların değişebilir olduğu düşüncesini getirmektedir. Bu nedenle, bilimsel çalışmalara dayalı sınır saptamalarının bir kez yapılması, yeni bilgi ve belgelere, buluntulara dayalı olmadan bu sınırlarda değişiklik yapılmaması gereklidir,
Arkeolojik sit alanlarının bazılarında çevre denetimi tam değildir, girişler kontrol altına alınmamıştır ve tam bir başıbozukluk hakimdir, bu durum da kaçak kazıları ve eski eser hırsızlıklarına yol açmaktadır. Arkeolojik sit alanlarının ve ören yerlerinin, höyük ve tümülüslerin çevre denetiminin sağlanması, çit ile çevrilmesi ve önemli olanlarına bekçi denetimi getirilmesi gereklidir.
Arkeolojik alanların korunmasına yönelik planlama çalışmaları ya yetersizdir, ya da hiç yoktur. Bergama, Perge, Pamukkale, Efes, Patara vb antik kentlerin korunmasına yönelik koruma amaçlı planlama çalışmaları ancak son yıllarda gündeme gelebilmiştir. Bu planlama çalışmalarının bir an önce tamamlanması, politik ve kurumlar arası çekişmelerin bir tarafa bırakılarak bilimsel çalışmalarla planlama ve projelendirmelerin yapılması gerekmektedir. Ülke genelinde önceliklerin saptanması ve buna göre planlama ve yatırımların yönlendirilmesi gerekmektedir.
Yerel yönetimlere bırakılmış kontrol ve koruma mekanizmaları parasal ve teknik olanaksızlıklar nedeniyle yetersizdir, Kültür Bakanlığı yeterli denetimi yapamamakta ve yeterli desteği sağlayamamaktadır. Merkezden tüm alanların denetimi, bakımı ve onarımı olanaksızdır. Bu nedenle, önemli alanlarda yerel bürolar oluşturulması, teknik ve parasal olanaklarla donatılacak bu büroların etkin planlama, projelendirme ve uygulama yapmasının sağlanması gereklidir.
Arkeolojik alanlara ve ören yerlerine giriş düzenlemeleri, tur güzergahı düzenlemeleri, dinlenme ve servis noktaları düzenlemeleri genellikle çok yetersiz, ilkel ve bilimsellikten uzaktır. Turizme açılan birçok ören yerinde bu yetersizlikler gözlenmektedir. Bu nedenle, öncelikle tip projelerle (wc, giriş yeri, dinlenme noktası, hediyelik eşya satış üniteleri vb), daha sonra da yöreye özgü mimari tasarımlarla uygulamaya girecek tasarımlar elde edilmelidir. Bu tasarımlar için yarışmalar yolu ile proje elde edilmesi de önemli sonuçlar verebilecektir.
Kaçak kazıların önlenmesi, yurt dışına kaçırılan eski eserlerin geri getirilmesi, kazıların denetimi ve bulunan eserlerin sergilenmesi her biri başlı başına zorlu ve uğraş gerektiren konulardır. Var olan müzelerin geliştirilmesi, antik kentlerin açık hava müzeleri olarak sergilenmesine yönelik çalışmalar Kültür Bakanlığı ile Turizm Bakanlığının ortaklaşa çalışmalarını gerektiren konulardır. Bu çalışmanın kısıtlı süresi içinde bu ve benzeri konulara daha fazla değinilememiştir.

II.2. Kentsel Sit Alanlarındaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Arkeolojik sit alanlarında gözlenen, sınır değişmeleri, tescile alınma/tescilden düşme, plansızlık, denetimsizlik vb sorunlara kentsel sit alanlarında da rastlanmaktadır.
Bütün bunların yanı sıra; ülkemizdeki hızlı nüfus artışı ve kentleşme, kırdan kente göç olgusu, kentlerin plansız büyümesi, arsa spekülasyonu kentin korunması gerekli konut dokusu üzerinde büyük ölçüde olumsuz etkiler yapmaktadır. Kent merkezlerinde yer alan tarihsel kent merkezleri ve geleneksel kent dokuları, kentin hızlı büyümesi, yoğunluk artışı ve çok katlı olarak yıkılıp yapılaşmalardan etkilenmekte, geleneksel kent dokuları tüm çabalara ve yasal sınırlamalara rağmen yer yer yok olmaktadır.
Kentsel ölçekte (doku ölçeğinde) koruma olgusunun ülkemizde gecikerek ele alınması, İstanbul, Bursa, Edirne, İzmir, Kayseri gibi pek çok kentimizin pitoresk görünümlerini kaybetmesine neden olmuştur. Gecikerek de olsa 1980’lerden sonra korumaya yönelik planlama ve projelendirme çalışmaları yaygınlaşmıştır. Yetkilerin yerel yönetimlere verilmesi sonrasında ise bir çok yerel yönetim kendi kentlerine sahip çıkmaya başlamış, koruma amaçlı planlama çalışmalarına girişmişlerdir.
Bu çalışmaların yeterli olduğunu söylemek olası değildir. Ancak, turizmin de etkisi ile belirli bir tarihi çevre bilincini oluştuğu söylenebilir. Kültür Bakanlığı’nın 1990’ların başından itibaren koruma amaçlı planlama çalışmalarını ihale yöntemi ile başlatması ne kadar gecikmiş olunduğunun bir göstergesidir. Önemli olan Koruma planı yapmak değil onun uygulanmasına yönelik bir takım organizasyonel ve parasal önlemleri almak ve uygulamaktır.
Kültür Bakanlığı’nın sürekli değişken politik kararlara sürekli bağımlı bu günkü yapısı ile bunun olabileceğini düşünmek pek olası değildir. Ne yazık ki, Koruma Kurul üyelerini görevden alarak, başka yerlere sürerek ya da sürekli olarak yerlerine “Bilimsel Koruma” konusunda bilgisiz ve uzmanlaşmamış kişileri atayarak oluşturulmakta olan bir “KAOS” ortamında, yakıp yıkmak isteyenleri, spekülatörleri koruyan kararların yaygınlaştığı gözlenmektedir.
“Sürdürülebilir Koruma Politikaları” olarak nitelendirebilecek aşağıdaki önerilerimi görüşünüze sunuyorum:

1. Tarihsel çevreler, geleneksel konut dokuları, “Sürdürülebilir Kalkınma” kavramı doğrultusunda sadece kültürel varlıklarımız olarak değil, birer konut stoğu olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir. Bu doğrultuda, sadece koruma değil, sağlıklaştırma ve yenilemeyi de içeren planlama ve projelendirme çalışmaları yapılmalıdır.
2. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın günümüzdeki, bürokratik, ağır işleyen, teknik olarak zayıf niteliği iyileştirilmelidir. Politikalara (Bakan’a, Müsteşar’a ya da Genel Müdür’e) göre günden güne değişen politikalar yerine uzun vadeli, ülke kaynaklarını ve önceliklerine göre saptanan politikalar oluşturulup uygulamaya konmalıdır. Kültür Bakanlığı’nın yerel birimleri olan Koruma Kurulları ve Büro Müdürlükleri günümüzdeki edilgen, hantal, sorunları çözemeyen, korumayı geciktiren yapılarından kurtarılarak, etkin, teknik ve parasal donanımlı, aktif mekanizmalar haline getirilmelidir.
3. Koruma konusunda yasalardaki ve örgütsel yapıdaki çok başlılık mutlaka önlenmelidir. Yetki ve sorumluluk dağılımı yeniden gözden geçirilerek tek bir “Kent ve Çevre Koruma Yasası” oluşturulmalıdır.
4. Yerel Yönetimlere (Belediyeler) teknik ve parasal destek arttırılarak ve yaptıkları hizmetler denetlenerek yerinde koruma ve geliştirme politikaları uygulanmalıdır. KUDEB’ler bir an önce oluşturulmalı ve uygulamaları denetlemelidir.
5. Kültürel Mirasın (kentsel sit alanlarında) korunmasına yönelik en büyük tehdit 5366 Sayılı, “Yıpranan Tarihi Ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” ve uygulamalarından kaynaklanmaktadır. Bu yasa ile sit alanlarında yenileme ve dönüşüm projelerinin uygulanmasından vazgeçilmeli ve yasa yeniden ele alınarak “Koruma Amaçlı” olarak düzenlenmelidir.
6. 5366 Sayılı Kanun 1. Madde, 1. Fıkrası'na göre, Kanun, "KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULLARINCA SİT ALANI OLARAK TESCİL VE İLAN EDİLEN BÖLGELER İLE BU BÖLGELERE AİT KORUMA ALANLARI'nda uygulanacaktı r.
7. 5366 Sayılı Kanun 2. Madde, 4. Fıkrası uyarınca Kanun, "KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KURULUNCA KARARA BAĞLANMASINI MÜTEAKİP" uygulamaya konacaktır.
8. 5366 Sayılı Kanun 3. Madde, 7. Fıkrası'na göre; "Yenileme Projeleri", 2863 SAYILI KANUN UYARINCA KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA BÖLGE KURULU TARAFINDAN ONAYLANIR.
9. 5366 Sayılı Kanun 7. Maddesi'ne göre; ULUSLAR ARASI HUKUKTAN DOĞAN YÜKÜMLÜLÜKLER SAKLI KALACAKTIR.
10. 5366 Sayılı Kanun'un yukarıda sıralanan Maddelerinden anlaşılmaktadır ki; 5366 Sayılı Kanun, 2863 Sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda "Sit Alanı ve Koruma Alanı" olarak belirlenmiş kentsel alanlarda uygulanacaktı r. 5366 Sayılı Kanun 2863 Sayılı Kanun'un uygulamasını KALDIRMAMAKTA ve İSTİSNA GETİRMEMEKTEDİR.
11. Yörede yaşayan halkı tarihsel çevre konusunda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, onların koruma konusuna olumlu katkı ve katılımlarının sağlanması en önemli uygulama aracı olarak görülmektedir. Çocuk yaştan başlayarak ülkedeki kültür çeşitliliğinin ve kültür varlıklarının öğretilmesi, tanıtılması ve sevdirilmesi büyük önem taşımaktadır.
12. Sonuç olarak; ülkemizde binlerce yılda oluşmuş tarihsel ve kültürel varlıkların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda on yıllardır süregelen ihmal ve yağmanın sonucunda gelinen nokta bu varlıkları tümüyle olmasa bile büyük kısmını kaybetme noktasıdır. Buna önlem alması gerekli yerel ve merkezi yönetimin bugün bu konularda yetersizlikleri gözlenmektedir. Her aydına düşen çaba da kültürel ve tarihsel değerlerin korunması çabalarında aktif yer almaktır kanısındayım.

9 Kasım 2009 Pazartesi

ULUSAL DEPREM SEMPOZYUMU BOLU 2009 HAKKINDA



Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi
Mimarlık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tunçer ile görüşme (x):


Soru : 12 Kasım 1999 depreminin 10. yılında geriye doğru bakıldığında Bolu’da yapılanlar ve yapılmayanlar hakkındaki görüşleriniz nelerdir??

12 Kasım 1999 Depremi, bölgenin tamamı ile Kuzey Anadolu Fay hattının doğu yönündeki uzantısında yer alan Düzce ve Bolu gibi şehirleri önemli ölçüde etkilemiştir. Bolu depremde can kaybı olarak az sayılabilecek bir kayıp vermesine rağmen, yıkılan ve ağır hasarlı yapı sayısı açısından önemli hasar olmuştur. Deprem sonrasında Bolu’da günümüzde kalıcı konutlar olarak nitelendirilen “Afetzede Yerleşim Alanı” belirlenmiş ve yakın çevredeki afetzede hak sahipleri bu kesime yerleştirilmiştir.
Mevcut kent dokusunun ve imarlı /imarsız yapılaşmaların niteliği ve alınması gerekli önlemler hakkında da yerel ve merkezi yönetimin yürüttüğü çalışmalar bulunmaktadır. Ayrıca, deprem sonrasında yapılan “Bolu İli Merkezi Deprem Tehlikesi Analizi” çalışması ile de Bolu’da yakın ve uzak gelecekteki deprem olasılıkları üzerinde bilimsel yaklaşımlar geliştirilmiştir.
Ancak, 1984 tarihli Bolu Kenti Nazım ve Uygulama İmar Planlarının ının güncelliğini yitirdiği ve yeni bulgu ve gelişmeler doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğini söyleyebiliriz.

Soru: Ülkemizde afetler özellikle deprem hakkında halk arasında bilinenlerin bir kısmının doğru olmadığını söylemiştiniz. Bunları kısaca özetlermisiniz..

Ülkemizde; afetlerin yalnızca yapılarla ilgili olduğu anlayışı saplantı haline gelmiştir. Oysa kentsel risk azaltma, yani ‘sakınım’ çalışmalarının kapsamı, parsel sınırlarının çok ötesinde, kentte çok yönlü ve etkileşimli fiziki/sosyal/ekonomik sistemleri ilgilendirmektedir. Bu nedenle yalnızca ‘yapı denetimi’, afet önlemede yeterli olamamaktadır. Sürekli deprem riski altında bulunan Bolu İli’nde aslında yapılması gereken pek çok görev bulunmaktadır. Öncelikle yaygın olarak bilinen yanlışlara bilim insanları olarak açıklama getirmek gereklidir .
Yaygın yanlış ve inançlar arasında aşağıdakiler sayılabilir;
• Betonarme binalar depreme dayanıklı değildir.
• Zemin iyi ise bina depreme dayanıklıdır.
• Beton kalitesi iyi ise o bina depreme dayanır,
• Müteahhitler demirden ve betondan çalıyor!
• Yönetmeliklerimiz yeterli değil!
Aslında sorunumuz bilgisizlik, denetimsizlik ve vurdumduymazlıktır! Çelik ve betondan yapılmış her bina betonarme değildir! Kadrosuz ve laboratuarsız inşaat mühendisliği bölümleri açılması ve Yeni mezun kişilere yetki verilmesi çok yanlıştır. Yapım aşamasında da etkin denetim gerekmektedir. Yapılarda en fazla yapılan hatalar;
• Mimari taşıyıcı sistemlerde yapılan hatalar,
• Donatı detaylarında yapılan hatalar,
• Yapım aşamasında yapılan hatalar,
• Zeminden kaynaklanan sorunlar,
• Projeye uyulmaması ve uygulama hataları,
• Beton kalitesinin düşük olmasından kaynaklanan hatalardır.

Soru: Afetlere ilişkin uluslar arası güncel çalışmalar nelerdir??

Son yıllarda; afetlere ilişkin uluslararası çabalar, 1994 Yokohama Konferansı, 2000 yılında BM’in bir yeni organ (ISDR: Afetleri Azaltma Uluslararası Stratejisi) oluşturması ve bu organ eliyle 2005 Kobe Konferansı ve HYOGO Eylem Planı’nın (2005-2015) yürütülmesi ile sürmektedir. Ana fikir, olası afet öncesinde risklerin azaltılmasıdır. ISDR bu plan çerçevesinde ulusal yönetimlere önerilerde bulunmakta, pek çok ülke yeni politikanın gereklerini ödünsüz yerine getirmektedir. Bildirge ve programlara onay vererek katılmış olmasına karşın, Türkiye gereken düzenlemelere henüz geçememiştir.

Soru : Deprem Bölgelerinde Uygulanması Önerilen Mimari Planlama Ve Tasarım İlkeleri nelerdir??
• Deprem felaketini, yeni bir yaşam biçimini oluşturma fırsatı olarak değerlendirip, yok olan yapı stoğunun çağdaş, ekolojik, geleceğe yönelik bir planlama ile yenilenmesi,
• Mevcut yapı stoğunun hasar durumlarına göre envanterlerinin çıkartılması, buna bağlı olarak terk etme / boşaltma, güçlendirme, sağlıklaştırma, yenileme, rekonstrüksiyon şeklinde belirlenecek müdahelerin yapılması,
• Deprem ile ilgili eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanması,
• Merkezi yönetim, yerel yönetim, sivil toplum örgütleri, kullanıcı, yatırımcı, yapımcı gibi yapım-yerleşim sürecinde rol alanların yetki ve sorumlulukların yasa ve yönetmeliklerle yeniden düzenlenmesi,
• Ulaşım, iletişim, enerji nakil, kanalizasyon vb alt yapı sistemlerinin üst yapı ile entegre bir şekilde ele alınması,
• Betoanarme dışında daha hafif yapı malzemeleri ve yapım tekniklerinin araştırılması ve geliştirilmesi,
• Yapım ve denetim sorumluluklarının net bir şekilde belirlenmesi ve bu sürecin sigorta sistemi tarafından kontrol edilmesi.
Soru: Abant İzzet Baysal Üniversitesi olarak deprem ile ilgili ne tür çalışmalar yapıyorsunuz??

Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Mimarlık Bölümü, Rektör’ümüz Sayın Prof. Dr. Atilla Kılıç’ın desteği ve yönlendirmesi ile, Sivil Savunma Uzmanlığı ile işbirliği içinde bu konuda çalışmalar yapmaktadır. Bunlar arasında; afetlerden korunma ve depremin zararlarının azaltılması konusunda planlama yapmak, bilgilendirici afişler asmak, broşürler dağıtmak, eğitimler vermek ve tatbikatlarla desteklemek ve halka bilgilendirme çalışmaları yani konferanslar, sempozyumlar düzenlemenin deprem etkilerinin azaltılmasında faydalı olacağını düşünmektedir. Abant İzzet Baysal Üniversitesi, depremden bu yana I. Derece deprem bölgesi olan Bolu ve çevresinde “Deprem” başlığı altında bilimsel çalışmalar gerçekleştirmekte ve afete hazırlık tatbikatları yapmaktadır. Bu amaçla 2007 yılında “Deprem Yapılarımız Önlemler” başlıklı Konferans, 11-12 Kasım 2009 tarihinde de Ulusal Deprem Sempozyumu ve Paneli düzenlenmiştir. Planlamakta olduğumuz Sempozyumda; tamamen bilimsel olarak konunun ele alınması ve konunun uzmanları tarafından tartışılması hedeflenmektedir.

Bu çalışmalara bilimsel bir katkı olmak üzere, 1999 depreminin 10. yılı olan 11-12 Kasım 2009 tarihinde “Ulusal Deprem Sempozyumu ve PANELİ” düzenlenmiştir.

“ULUSAL DEPREM SEMPOZYUMU BOLU 2009” başlığı altında düzenlenmiş olan bu Sempozyumun amaçları arasında;

• Ağırlıklı olarak Bolu ve yakın çevresinde deprem sonrasında çevre ve yapı bazında alınmış ve alınmakta olan önlemlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi,
• Depreme yönelik olarak kent ve yapı ölçeklerinde yeni bilimsel çalışmaların ve teknolojilerin paylaşılması,
• Bölgeye yönelik olarak yapılmış jeolojik ve jeo-fizik (yerbilimsel) araştırma ve çalışmaların sunulması,
• Jeolojik verilerin değerlendirilerek geleceğe yönelik deprem zararlarının azaltılması amaçlı çalışmaların değerlendirilmesi,
• Farklı meslek disiplinlerinin “Deprem”e yönelik çalışma ve önerilerinin sunulması,
Amaçlanmıştır.

Ülkemiz’de özellikle 1999 Marmara depremi sonrasında çok değerli bilimsel çalışmalar yapmış bilim insanları bu Sempozyumda çeşitili güncel bilimsel bulgularını sunacaklardır. İkinci gün ise; 1999 Depremi esnasında Bolu ve Düzce’de görev yapmakta olan yerel ve merkezi yönetim yetkililerini bir araya getirmeyi hedefledik. Bu Panel’de; kamu yöneticilerinin deprem öncesinde ve sonrasındaki aldıkları önlemler, darboğazlar ve sıkıntılar tartışılacak, geleceğe yönelik önerileri tartışılacaktır.
Ayrıca; Sempozyum Programı kapsamında; Düzce^den bize katkı vermekte olan bir sanat grubu olan Pİ Alternatif Sanat Atölyesi “Ver Elini Deprem Oratoryosu” ve Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün öğrenciler arasında açtığı Deprem Konulu yarışmaların Ödül Töreni de yer alacaktır.
Bu Sempozyum’un Düzenlenmesi için yaklaşık 6 aydır çaba göstermekteyiz. Sempozyum Düzenleme Komisyonu başkanı olarak, bu vesile ile başından bu yana büyük emeği geçen Sivil savunma Uzmanı Sn. Nebahat Başkaya’ya, Bölümümüz Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Binali Tercan’a, Turizm Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi olarak görev yapan Hüseyin Kaya’ya teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca; katkılarını esirgemeyen Bolu Valiliği’ne, Bolu Belediye Başkanlığı’na, Bolu Kızılay’ına, İl Milli Eğitim ve Kültür Müdürlükleri’ne ve diğer sponsorlarımıza teşekkürü borç bilirim.

Katkı ve katılımınızı bekliyoruz..

Teşekkür eder, başarılar dilerim sayın hocam…

(x) AİBÜ Dergisi için yapılan görüşmedir.

4 Kasım 2009 Çarşamba

CONTROLLED URBAN GROWTH AND TOURISM DEVELOPMENT STUDY FOR AJLOUN, AIN JANNA AND ANJARA”



CENTRE FOR TOURISM AND CULTURAL CHANGE, LEEDS METROPOLITAN UNIVERSITY, UNITED KINGDOM, AND THE COUNCIL FOR BRITISH RESEARCH IN THE LEVANT, AMMAN, JORDAN.
Conferance On Traditions and Transformations: Tourism, Heritage and Cultural Change in the Middle East and North Africa Region

4 - 7 April 2009, Amman, The Hashemite Kingdom of Jordan
“CONTROLLED URBAN GROWTH AND TOURISM DEVELOPMENT STUDY FOR AJLOUN, AIN JANNA AND ANJARA”

Prof. Dr. Mehmet Tunçer
Urban and Regional Planner, MsC in Restoration, PhD in Political Science
Abant Izzet Baysal University, Faculty of Engineering and Architecture, Head of Department of Architecture, Golkoy 1428, Bolu - TURKEY Mehmettuncer56@gmail.com

Keywords: Urban planning, urban growth, tourism development, cultural heritage, natural preservation, eco tourism.
Jordan is a developing country with relatively few natural resources, a mostly arid desert climate, limited arable land and inadequate fresh water supplies. However, the Government of Jordan, with its economic reform programmes and long-term efforts, has been working hard to improve productivity and living standards, to create and sustain a vibrant economy and thus to reach a relatively competitive position as a safe and welcoming country with a strong and positive national profile.
The main economic sector of the country is the diversified services sector, together with limited agriculture and specialized industry. Within the service sector, tourism has an essential importance. Tourism is almost the largest productive sector and a considerable contributor to national GDP in Jordan.
The country has set the promotion of its tourism sector as a priority and the urban heritage of Jordanian cities has been identified as one of the valuable assets on which the sector can promote itself. It should be noted that since the 1990s there have been several tourism projects in the Kingdom, such as the World Bank-funded First Priority Tourism Projects in Jerash and Karak and the Second Priority Tourism Projects in Jerash, Karak, and Mabada.

I. OBJECTIVES and METHODOLOGY
In this Paper, main aim is to give short aims and results of “Controlled Urban Growth & Tourism Development Master Plan Study For Ajloun Tourism Development Area” (Ajloun Project). Which was a World Bank Project; planning and projecting studies are carried by a consortium leading by G&G Consulting Ltd. (Turkey) and UTTA Planning, Urban Design and Consulting Co. (Turkey) and TIBAH Consultants (Jordan), Jordan River Foundation (STK) (Jordan) and TURATH Consultants (Jordan) (1)
The other aim of the Paper is giving changing relationships with heritage and culture in the planning area. The conservation of heritage for tourism also has high importantance in the Project and this paper will give the examples of urban and archaeological heritage which need to restore and use for the aims of “Cultural Tourism”.
A brief description of the Ajloun, Ain Janna and Anjara region is given in the paper; details of its natural and historical assets and their importance for the region and the country are described; and the socio-economic and urban development trends and land use decisions are reviewed. One of the aim of the this paper analyse the relationships between the existing urban and rural development, directions and development load assigned by the Approved Land Use Plan and the assets of the area. The rationale for the introduction of a protection regime within the Ajloun, Ain Janna and Anjara area. The benefits of sustaining the natural and historical assets, especially for tourism and agriculture, the risks, otherwise, that the current situation is imposing on realizing these benefits and the main challenges and obstacles that face the protection of the study area are also discussed.
The required decisions for protection, urban growth control and tourism development in the area, together with the required actions to deal with the impacts of the declaration of a protection zone and an estimation of both the financial and socio-economic costs of the declaration of a protection zone are presented in the final section.
The specific objectives of the Study:
 Preparation of a Master Plan for the Ajloun Tourism Development Area, within Ajloun Governorate, which will cover Ajloun Town, Anjara Town, Ajloun Castle and the surrounding areas.
 Identify protected zones, whose archaeological and/or agricultural use should be preserved.
 Identify and designate zones with tourism potential to be promoted for investment in recreational and natural tourism infrastructure.
 Update and improve zoning plans for the urban settlements.
 Identify opportunities for economic regeneration of the urban areas.
The Ajloun Project undertaking these tasks is to identify and describe the principal opportunities and constraints of the proposed tourism development zone. (2)
Several field trips to Ajloun were undertaken between 2004 - 2006, as well as additional visits to the region by individual members of the study team.
Future Outcomes:
• “Branding” Ajloun’s heritage and natural resources (developing & sustaining, together with the community, an identity for the region).
• This identity should stem not only from the Citadel and the woodlands, but from the different traditional lifestyle, heritage reality, natural assets and local knowledge.
• This identity include: quaint historic environment, outdoor experience, farm life, genuine historic and cultural experience, rich bio-diversity, olive oil and a haven for the post-tourist.
• Develop Ajloun human resources working in tourism , address this notion of capacity building within the tourism sector in the region. Get connected to a dynamic network of companies, tour operators, institutions, and other entities dealing with tourism.
• Urban regeneration and conservation within the different historic urban cores. Strategies for urban regeneration will have to address both physical and non-physical interventions.
• Proper Cultural Site Management Approaches to the nature Sites and Urban heritage.


II. JORDAN’S TOURISM SECTOR AND PLANNING AREA

The development of the tourism sector is still one of the most important priorities of the Hashemite Kingdom of Jordan. The National Tourism Strategy of Jordan aims to achieve a sustainable tourism economy through a partnership approach of the Government, the private sector and civil society. The Strategy targets the doubling of the tourism economy in real terms by the year 2010. Together with new entrepreneurial opportunities, such an achievement would lead to the creation of 51.000 new jobs in the tourism sector and thus contribute to the enhanced social well-being of the country.
The National Tourism Strategy describes Jordan as a “boutique” destination and the Ministry of Tourism and Antiquities (MOTA) has been trying to create this boutique environment by means of Jordan’s unique and diverse natural and historical heritage assets and other tourism attractions. Along with the National Tourism Strategy and Second Priority Tourism Projects of the country, in Ajloun, one of the twelve governorates in Jordan, Ministry of Tourism (MOTA) is emphasizing the development of a regional tourism centre similar to other centres such as Kerak, Jerash and Petra.
The main objective of MOTA in Ajloun is the achievement of socio-economic development for the local community through a synergy between tourism, controlled urban growth, urban regeneration and rural development - a multi-sectoral approach to development.
This approach will provide new income-generating economic opportunities and employment for the local community while achieving tourism development, and it will also contribute to the controlling of growth within the historical urban fabrics, sustain natural environments and protect the archaeological and natural sites and assets. However, tourism activity is very limited and is mainly in the form of journey-breaks at Ajloun Castle, one-day excursions or weekend visits to enjoy the natural habitat and temperate climate.

III. POPULATION and ECONOMY

The Planning Area has a population of 35.930 people (2003 est.) - a mainly young and urban population, with a 67% rate of urbanization. The population density of the Area is 289 p/ha, which is far higher than the national average of 62 p/ha since 88% of Jordan is mainly unpopulated desert land.
Looking at the main settlements, we calculate the following percentage increases in population by the year 2020:

 Ajloun 34%
 Anjarah 52%
 Aim Janna 45%.

Therefore, an additional 16.529 people will be living in these three settlements in 16 years time, adding to the already strong pressure on the infrastructure, economy and services of the region. Any scenarios and strategies for development need to incorporate this potential growth in population. The primary economic activity in the Study Area is based on farming and olive tree plantations, which is also the base of its industrial activity of olive pressing and exporting. The area is mainly a tourism destination for Arabian tourists.
The crowded, noisy and polluted urban fabric of the three towns, which degrades and deteriorates the historical and cultural assets, adds to the low rates of visits and short stays within the area. In Ajloun, Ain Janna and Anjara, public administration, defence and agriculture accommodate a significantly high proportion of the economically active workforce, while the rate of unemployment is 19% (2003 est.).
Unemployment is above the national average, while the male economic activity rate is significantly lower than the national average. The main employment sectors in Ajloun are public services (41% of workforce), agriculture (15%), education (13%), retail and wholesale (9%), and health and social work. Tne third of the economically active population in Ajloun is engaged in elementary occupations (i.e. unskilled) and an additional 11% are operatives and assemblers. Seventeen per cent of the workforce is classified as professional workers.

IV. NATURAL ENVIRONMENT AND NATURAL ASSETS

The natural assets of Ajloun, Anjara and Ain Janna can be classified according to the priority that is given to them for preservation. Highly prioritized natural assets include pine forests, olive groves of more than an acre per parcel, water resources and streams, Nature Corridor, Wadi Al Tawaheen and natural caves in Ain Janna, Anjara and Ajloun. Moderately prioritized natural assets include fertile agricultural lands, fruit gardens and orchards, olive groves less than an acre per parcel and natural view points.
The Ajloun, Ain Janna and Anjara area has a very rich natural environment with a unique flora and fauna including forests, olive groves, fertile agricultural lands, natural valleys, water springs, natural caves and natural panoramic viewpoints. In total, 75% of the area is covered by olive groves and forests, while urban land uses account for approximately 12% of the area.
Ajloun Governorate has a rich natural environment with its unique flora and fauna. 31 % of the total agricultural land of Ajloun is government forests and rangelands covering an area of approximately 32.391 acres: 45% of forest areas are oak forests; 19% are mixed forests; 2% are wild olives and some other minor species; and 1% are aleppo pine trees.
Established in 1988, Ajloun Woodland Nature Reserve (1300 sqm) is one of the few remaining evergreen oak forest areas in Jordan. The Reserve retains potentials for recreational and eco-tourism activities, with its distinguished flora and fauna. In total, 172 plant species from 49 different families were recorded in the flora survey which underlined that 14 of these species have either an international or national “status” (Figure 5).
Among the natural valleys, Wadi al Tawaheen is the major valley of Ajloun Governorate, which lies at the heart of the study area and very close to Ajloun city. Together with other archaeological remains, Wadi al Tawaheen is famous for several historical water mills (ranging from fifteen to twenty) which are unique not only for the region but for Jordan as well.
Furthermore, the Wadi has a rich biodiversity and unique natural views. The rich natural environment of Wadi al Tawaheen, nevertheless, is under the threat of solid waste and waste water pollution. Olive groves are mainly located in Wadi al Tawaheen (especially in the southern parts of the main water stream), in the north-northwest of Anjara, in the south of the road reaching Ajloun Castle and in the north-west of the Castle. Wadi al Safsaf, a very steep valley in the Governorate to the south of Anjara, can be considered as less damaged than Wadi al Tawaheen. Wadi Kofranja is another vital natural element in the Governorate. The valley contains more than twenty water mills that date back to the Late Mamluk era and which are also important historical assets.



MAP 1 : NATURAL, ARCHAEOLOGICAL / HERITAGE SITES OF AJLOUN GOVERNATE
(Source : TURATH Ltd.)

V. HISTORICAL CONTEXT AND HISTORICAL, CULTURAL AND HERITAGE ASSETS
Ajloun was a very important centre for the northern and central Jordan during the Ottoman period (Centre of Qada'a) and today’s Bilad al Sham, in the minds of Jordanians and even in contemporary Jordanian and Arabian historiographies.
Compared to Salt, Madaba, or Karak, the rich cultural and historical heritage of Ajloun, Ain Janna, and Anjara, have not been properly conserved and protected from deterioration. The area’s historical assets are still present but suffering from lack of attention and priority for protection. Historical heritage assets of the study include significant mosques, churches, citadels, historic mausoleums, water mills, historical urban fabric, public places, vernacular architecture and various cultural landscapes and traditions.
In Ajloun, historical assets are placed in and around the historic core of the city (Jathr al Balad). They include the Ayyubi Mosque, the main central place with its famous Kina Tree, the Vegetable Market, Mausoleum (maqam or mazar) of Sidi Badr, Farah Library, St. Gorgeous Church, Dair al Latin Church, Mausoleum of Mohammad al Ba’aj, the Old Ottoman Serai (now part of the police station complex), several liwan and courtyard traditional houses in historical neighbourhoods such as al Maqatish, al Ba’aj, and some significant residential houses and complexes (see map 6).
The most important historical and archaeological asset of Ajloun, the Governorate and the study area is Ajloun Citadel (Qala’at al Rabad), a 12th century Arabian castle built in 1184 for a defence against the crusaders. The castle is surrounded by a moat and is in a reasonable state of repair. It represents a fine example of Islamic architecture.
In Ain Janna, significant heritage assets include the main mosque built in the early 1930s, the Momani Mausoleum, different water springs (Ain al Fawara, Ain Umm al Misrab, Ras al Ain) and Al Malek al Naser School (the oldest school in Ajloun) dating back to 1915, and several traditional residential buildings and corners.
In Anjara, the Church of Sayyedat al Jabal, the old historic Anjara Mosque, Al Ahnaf Bin Kess School and mosque, Anjara Latin Church, Roman Church, American Church, Christian Cemetery, several vernacular fellahin architecture houses such as house complex of Wade-i Al Zawaideh, former sites of olive pressing and wheat mills are main historical assets. The complex of Al Haj Yousef al Smadi in the historical core, Al Zghul Complex and Ahmad Al-Hamad Complex are also important.




MAP 2 : MAIN SIGNIFICANT HERITAGE FEATURES WITH POTENTIALS FOR HERITAGE TOURISM IN AJLOUN (Source: TURATH Ltd.)


VI. URBAN PATTERN
The urban settlement pattern of three towns is one of a very scattered layout of buildings, constructed and sprawling towards the rural areas threatening the forests, olive groves, natural valleys and other fertile lands. Residential areas closer to the town centres are all very dense.
The centers, then, have a very poor visual outlook, as well as problems such as noise, air and water pollution. The area has inadequate drinking water provision, a low quality water network, water pollution due to the close proximity of industrial workshops and urban settlements to water resources, limited coverage of the drainage system, inefficient solid waste collection because of inadequate equipment, frequent electricity cut offs, an inefficient transportation network with narrow roads, lack of parking and pedestrian routes, unsuitable pavements, lighting and signage and a limited telecommunications network.
The threat arising from existing and approved land use decisions and urban expansion towards the area’s natural, historical and heritage assets is also to have serious damaging effects on the development prospects of the tourism sector in Ajloun, Ain Janna and Anjara region.

VII. LAND USE AND NEEDS OF TO CONTROL of URBAN GROWTH
The most significant land use inside the Ajloun Tourism Master Plan Area is for pine groves and olive groves, accounting for 55.6 percent (30.11 hectare) of land. Housing areas account for 11.6 percent (6.26 He) of land use (Scheme 1).
The ratio of pine groves and olive groves in the Anjara town planning area and near environs is also one of the highest at 51.4 percent (93.84 he). Housing areas take up 15.23 percent (27.78 He) and urban areas spread much more than in Ajloun - especially towards to the southern hills up to 1000 m (Scheme 2).

SCHEME 1: AJLOUN AND AIN JANNA MACROFORM (Prepared by Mehmet Tunçer)


SCHEME 2: ANJARA MACROFORM (Prepared by Mehmet Tunçer)

The Ajloun, Ain Janna and Anjara area increasingly needs the introduction of measures to control urban growth and to preserve natural and historical assets, in order to secure its rich natural and historical environment, rehabilitate its historical sites and regenerate its economy with alternative tourism activities. The natural beauty, environmental assets and rich historical and archaeological heritage of Ajloun, Ain Janna and Anjara are all under a serious threat of being lost.
The degree of this threat is serious since the Approved Land Use Plan (ALUP) of Ajloun, Ain Janna and Anjara has allocated approximately 86% of available land for additional residential developments. However, within the existing land use structure, only 27,5% of the area allocated by the ALUP for different types of residential developments (except rural residential uses) have been settled.
In addition to this over-planning, the area allocated for rural residential uses in the ALUP is almost equivalent to more than half of the existing total area of olive groves. The existing forest areas and natural valleys will also be lost if the assigned growth in the ALUP takes place. Therefore, residential development decisions and their growth directions endanger the olive groves and forests in Ajloun, Ain Janna and Anjara. A detailed analysis of the ALUP population densities shows that these differ from 50 persons per hectare to 350 persons per hectare (gross), with an estimated average household size of 5,8. There are 5 residential types other than agricultural, green and rural residential uses.
The population carrying capacity of the ALUP should be recalculated with the assumption that the practical carrying capacity will be around 70% of the calculated population. Although it changes from city to city and country to country, it can be assumed that when a town reaches around 70% of its saturation level, there will be a pressure for expansion to new settlement areas. Based on these calculations, the practical carrying capacity of the ALUP is 140.000 people for the three towns within the study area.




VIII. TOURISM IN THE AJLOUN

The Ajloun, Anjara and Ain Janna study area, with its pleasant nature, appropriate climate, important historical, cultural and archaeological heritages and its close location to and road links with Amman, has a potentially dynamic tourism environment. The main activity comprises nature tourism, cultural and archaeological tourism, recreation and holiday tourism, especially in the summer. Within the peak period – April, May and August – the majority of visitors to Ajloun are Jordanian citizens, followed by Arabs and Europeans. However, foreign tourist arrivals to Ajloun have been declining since 2000, especially from Europe and America, reflecting a national trend. Ajloun is one of the major historical tourism destinations in Jordan with Ajloun Castle and other historical remains. The number of Jordanian visitors to historical places again shows higher numbers than the number of foreign visitors to Ajloun.
One of the main drawbacks of the tourism sector in the area is its undeveloped tourism infrastructure - two 2-star hotels with 60 rooms, three tourist guides, Ajloun Tourist Office with limited activities, existing tourism service facilities (cafes, restaurants, and entertainment activities like bars and nightclubs) of insufficient quality and quantity and unorganized recreational and resting areas. Moreover, heavy motor vehicle traffic in town centres, absence of organized car parking facilities, noisy and polluted central areas with difficulties in pedestrian access, all affect the development of tourism negatively in the study area.
Because of all these internal factors, together with the unstable political situation in the Middle East and in the region, foreign tourist arrivals to the area have been decreasing and the area is not perceived as being safe or rich in activity for international tour operators. Visits are either one-day excursions, weekend visits to woodlands, or just stops to see the Ajloun Castle. Therefore, hotel occupancy rates are very low.
Tourism estimations for Ajloun report a total number of 504.000 tourist arrivals for the year 2015. While the daily visitors are expected to be in high numbers, the area is expected to be an important tourism destination for Arabian tourists. When tourists are met with an appropriate tourism infrastructure, including different sorts of accommodation and diversity of tourism alternatives, their nights spent is assumed to rise. Within a developed tourism sector, tourism-supported jobs are estimated to offer employment for more than 750 people in 2015, when indirect employment is included. In total, it will rise to about 1.000 in 2015 when the additional employment provided by service providers of daily visitors is added.
The Ajloun, Ain Janna and Anjara area displays a rich diversity of natural, cultural, historical and archaeological resources all of which represent heritage assets of the area. These cover not only significant natural valleys, forests, olive groves, historic mosques and churches, but also citadels, mausoleums, archaeological sites, water mills, water springs, agricultural terraces, fauna and flora within unique biodiversity, historical urban fabric, traditional Jordanian architecture, cultural landscapes, traditional (Ajlouni) cuisine and a strong family heritage and tradition.



MAP 3 : LAND USE PLAN OF AJLOUN AND AIN JANNA SHOWING OVER-PLANNING DESTROYING NATURAL ASSETS TOWARDS TO THE WADI - AL TAWAHEEN (Source : UTTA Ltd.)

IX. DEVELOPMENT SCENARIOS

IX.1. Main Assumptions about the Ajloun Tourism Development Area
The second Phase of the project has focussed on preparing “Developing Scenarios” and this work has been based on a set of underlying assumptions.:
 ASSUMPTION 1: Natural and historical/cultural heritage and assets must be preserved in and around the Ajloun Tourism Master Plan Area and this must be reflected in the tourism and urban scenarios.
 ASSUMPTION 2: The high population growth of the Ajloun Tourism Master Plan Area needs to be controlled and decentralized if the targets of preservation of the natural and historical heritage are to be achieved.
 ASSUMPTION 3: If we are to achieve the targets for preservation and controlled urban development then the Master Plan needs to be based on sustainable development principles.
 ASSUMPTION 4: Concerning tourism development, there is a need to develop plan decisions about “eco-tourism” and “cultural-tourism” in order to achieve preservation targets.
 ASSUMPTION 5: For controlled urban developments within the boundaries of the Ajloun Tourism Master Plan Study Area, it will be necessary to develop plan decisions to restrict housing developments and all other types of urban uses in the vicinities the forests, valleys, olive groves, fertile areas and urban and archaeological heritage areas.
 ASSUMPTION 6: To achieve the targets for the preservation of natural and cultural heritage, some parts of the urban areas will need to be upgraded, rehabilitated and regenerated.
 ASSUMPTION 7: For controlled urban developments within the boundaries of the Ajloun Tourism Master Plan Study Area, the population needs to be reduced.
 ASSUMPTION 8: For reaching the targets for the preservation of natural and cultural heritage and for controlled urban developments within the boundaries of the Ajloun Tourism Master Plan Study Area, some economic sectors, such as agriculture, tourism, services and commerce, should be prioritised for growth.

IX.2. Main Targets of the Alternative Scenarios
The Main Targets developed for the alternative scenarios are summarized below.
 Natural and Historic/ Cultural Environmental Targets:
 Preservation of Natural Heritage,
 Preservation of Historical / Cultural Heritage,
 Urban Environment,
 Wadi Al-Tawaheen,
 Ajloun Castle,
 Physical Targets:
 Revision And Development Of Settlements With Preservation Of Natural Resources,
 Development Of Settlement Areas In A Manner Convenient To Physical Indicators,
 Development Of Technical Infrastructure Services,
 Population Targets:
 Controlled Population,
 Economic Targets:
 Increasing Income Level In Ajloun, Ain Janna And Anjara,
 Preservation And Development Of Agricultural Areas With The Protection Of Environmental Assets,
 Development Of Raising Livestock With Protecting Environmental Assets,
 Development Of Specialized Personal And Commercial Services, Small-Scaled Industry,
 Development Of Tourism And Recreation
 Social Targets:
 Development Of Education, Cultural and Health Services,
 Settlement Pattern Targets:
 Planning Of Urban Settlements,
 The Reduction Of Urbanization Costs And Increasing Of Living Conditions Quality,
 Targets About Rural Settlements,

IX.3. Development of The Alternative Scenarios Scenario development approaches in master planning practice usually produce three alternatives. The chosen scale is 10.000, in order review the whole Ajloun Tourism Development Master Plan Area and the three scenarios are developed as a “Structural Master Plan” (Scheme). All natural and historical heritage potentials, problems, restrictions and bottlenecks for each town (Ajloun, Ain Janna and Anjara) were evaluated and also development potentials (population, physical and economic) were fully reviewed while developing Scenarios. While developing the Scenarios, Main Targets and Sub-Targets were determined and the three Scenarios were differentiated in terms of their physical and socio-economic contexts. Each scenario developed in a Master Planning Study has to:
 Be a base for the sub-scaled plans, urban designs and other pilot projects,
 Contain the correct targets and policies for the preservation of natural and cultural/historical assets,
 Be based on sustainable urban development policies.
While developing alternative scenarios for the controlled urban growth and tourism development area up to the year 2015, all targets, strategies and policies were based on sustainable development planning principles. In this work, planning team has developed three Alternative Scenarios, namely:
1. GREEN SCENARIO:
Strict Preservation of Natural and Historical Environment and Eco-Tourism



2. ORANGE SCENARIO:
Sustainable and Environmentally Sensitive Development and Eco and Heritage Tourism
3. RED SCENARIO:
Rapid Development with Sustainable Tourism

Scenario 1 - Green Scenario - NATURE PARK PROJECT
This scenario is about the strict preservation of Ajloun’s environment, its natural and historical heritage and eco-tourism, while stopping urban growth and slowing the pace of unplanned socio-economic development.
In this Scenario:
 STRICT PRESERVATION OF NATURAL and CULTURAL / HISTORICAL ASSETS: Strict preservation of natural heritage and assets with high precautions and developing an alternative NATURE PARK PROJECT,
 Especially, all natural and historical heritage in and around Wadi Al-Tawaheen and Ajloun Castle will be strictly preserved in this Nature Park Project,
 Forests and olive groves will be strictly preserved,
 All archaeological and urban heritage strictly preserved,
 Strict preservation, renovation and restoration of historic buildings for heritage tourism,
 URBAN DEVELOPMENTS: No more development of urban and manmade environment - in order to preserve ecology (flora and fauna). All settlements in Ajloun, Ain Jenna and Anjara will be strictly in Preservation Area, such as some parts will be refined and cleared while the other parts will be planned with the “Natural Resources” kept in mind. The settlements will be developed convenient to the physical indicators and natural resources. Valleys, hills, natural assets (forests, olive groves etc) will be strictly preserved and will be included in the “Nature Park”.
 MAIN GATES: There will be Main Gates to act as entrances to the Nature Park, possibly at the important points of the towns - one will be at the Ajloun entrance of Wadi Al-Tawaheen while another one will be located at Anjara. There will be exhibition halls, eco-museums and all kind of services and information offices at the Main Entrance Gates.
 ROAD SYSTEM: Inside the Nature Park Area there will be no motor vehicle except service cars with accumulator motors and shuttles. All the visitors will come to the main entrances and park their cars at the Main Gates.


MAP 4 : GREEN SCENARIO (Prepared by Mehmet Tunçer)

Scenario 2 - Orange Scenario - SUSTAINABLE AND ENVIRONMENTALLY SENSITIVE DEVELOPMENT AND ECO AND HERITAGE TOURISM PROJECT
 Strict preservation and regulation of development of natural heritage, combining sustainable tourism with controlled urban growth and socio-economic development.
 Natural assets will be preserved within the preservation borders and land uses will be stabilised. For this reason, Forests, olive groves and the Wadi Al-Tawaheen will be preserved as “1st DEGREE OF NATURAL SITES”. The areas where their natural character will be protected are to be identified (with an exception of the forests and olive groves) and these areas will be planned as low intensive “gardens and orchards”.
 Sustainable conservation and rehabilitation of urban and archaeological heritage, new uses for old vernacular architecture (houses), Urban Regeneration Areas will be preserved as “1st DEGREE OF URBAN SITES ”. All the urban conservation project areas focus on the old complexes (housing). The urban conservation areas will be identified and will be the subject of “Heritage Tourism”
 Archaeological Areas will be preserved as “1st DEGREE OF ARCHAEOLOGICAL SITES”. Ajloun Castle and Wadi Al-Tawaheen will be this type of Archaeological conservation sites.
 URBAN DEVELOPMENTS: Sustainable and controlled urban development to meet human social and economic needs. The settlements in the Conservation Area will be planned and developed in terms of the sub-level, with the natural resources kept in mind and on the basis of plan assumptions. The settlements (Ajloun, Ain Janna and Anjara) will be developed to be sympathetic with physical indicators and natural resources. Valleys, hills and natural assets will also be strictly preserved in this Scenario.
 MAIN GATES: There will also be some Main Gates to the Nature Park in this Scenario, possibly at the important points of the towns and these points will be the urban regeneration areas for “Heritage Tourism” as well.
 ROAD SYSTEM: Inside the Nature Park Area; there will be no motor vehicle except service cars with accumulator motors and shuttles. All the visitors will come to the main entrances and park their cars in front of the Main Gates. But the urban road system will be carefully planned and some important parts will be pedestrianised. The “Urban Regeneration Areas” and Town Centres especially will be planned as pedestrian areas.

This Scenario is the “Chosen Scenario” because it has both “Sustainable”, "Environmentally Sensitive” and “Eco & heritage Tourism” aspects together. Planning the Wadi Al-Tawaheen and Ajloun Castle to become a “Nature Park” is also possible in this Scenario.
Scenario 3- Red Scenario - RAPID DEVELOPMENT WITH SUSTAINABLE
TOURISM
In this Scenario there will be no strict preservation and all the planning and implementation efforts will aim to achieve rapid socio-economic development and mass tourism investments. But rapid development will cause some damage to the natural and historical heritage and assets.
There will be no strict control and renewing some parts of the towns for the needs of tourism and development. Some urban redevelopment projects can be in old historic parts and renewing historic buildings can be possible for new commercial and other uses. Around Ajloun Castle there will be some tourism developments with the development of a high amount of bed capacity. Population growth that will have minimum harm on natural assets will be maintained parallel to high socio-economic development rate.



MAP 5 : ORANGE SCENARIO (Prepared by Mehmet Tunçer)



X. CONCLUSIONS: The Relationships Between Approved Land Use Plan, Existing Land Use and Natural, and Historical Assets in Ajloun, Ain Janna and Anjara

After comparing the Approved Land Use Plan (ALUP), existing land use and the natural and historical heritage assets of the Planning Area, the most important reality is the continuing loss of natural and heritage assets to urban sprawl. This increasing urbanisation will also accelerate if the assigned over-uses and densities in the ALUP are implemented. In total, 3149 hectares of land containing highly prioritized and moderately prioritized natural and historical assets are planned for residential development. 732 hectares of this land contains highly prioritized natural and historical assets, and an additional 2.417 hectares include moderately prioritized natural and historical assets.

By looking at the plan decisions in detail it can be concluded that approximately 400 hectares are reserved for residential type C, 318 hectares for residential type D and 15 hectares for residential type H in the 732 hectares of land with highly prioritized natural and historical assets. Located especially around Ajloun Castle, in Wadi-Al-Tawaheen, along the Nature Corridor, in forest areas and olive groves in Ain Janna and Anjara, this land will subject to a development mixture of 500sqm, 250sqm and 170sqm parcels with high densities ranging from 256 to 384 people per hectare.


MAP 6 : AJLOUN TOURISM AREA CONCEPT PLAN (Prepared by Mehmet Tunçer)


In summary, the evidence suggests the Study Area will lose a substantial amount of its existing forests, olive groves and agricultural land. Valleys, forest areas and olive groves will be overtaken by residential development, especially along the Ajloun-Anjara road and in Wadi al Tawaheen. The ALUP assigned densities will also lead to the complete degradation of historical assets, archaeological sites, panoramic views, valleys and other greenery, historical urban fabric and architectural remains under such a heavy development pressure.
Within such a picture, there seems to be very little possibility to develop nature and historical tourism. Indeed, the natural and historical assets of the study area are not being effectively considered as tourism assets in the ALUP. Besides the loss of natural and historical assets, this over-planning will necessitate all kinds of social and technical infrastructure investments, placing an additional load on public investment budgets.

Overall, such an unrealistic over-development and consequent loss of assets will create an automatic economic overload and an economic loss within the region. This situation reinforces the need for urgent action to designate the Ajloun, Ain Janna and Anjara study area as a conservation area, which will be developed and restored within a strategy for the protection and renewal of natural and historic assets.

MAP 7 : AJLOUN URBAN PLANNING CONCEPTS AND MACRO STRUCTURAL DECISIONS
(Prepared by Mehmet Tunçer)
XI. THE NEED FOR A PROTECTION REGIME IN AJLOUN, AIN JANNA AND ANJARA AREA
XI.1. The Rationale for the Introduction of a Protection Regime
The Government of Jordan, through the MOTA, places significant and continuing priority on the development of the tourism sector. Jordan has a peaceful environment and welcoming approach to international tourists, with many superb attractions to offer, such as Petra, Wadi Rum and the Dead Sea. The country is especially attractive for tourists from Arabian countries.
The proximity of Ajloun to Amman and Jerash offers a market for developing short-break holidays and weekend tourism. Most importantly, the region has strong potential for eco-tourism, agro-tourism and other types of thematic tourism, based on the region’s natural richness and historical heritage.
The competitive future of Ajloun, Ain Janna and Anjara will be based on the preservation of its natural environment, with its diverse natural resources of forests, olive groves, natural valleys, caves, water sources, fertile land and biodiversity; and its historical and archaeological heritages; historical urban fabric and vernacular architecture of traditional streets, vistas, landmarks and complexes; houses, mosques, churches, mausoleums and water mills. But Ajloun, Ain Janna and Anjara, as one of the very few naturally rich, green and historically important areas of Jordan, are losing their natural and historical assets due to the lack of careful attention and awareness, but mainly because of the absence of measures for protection, conservation, restoration, rehabilitation and asset/resources management.
The scale of the loss has been increasing with the uncontrolled and over-planned dense and high rise developments taking place within and towards olive groves, forests, valleys and around the historical town centres. There is therefore a clear need to declare the Study Area as a “Special Protection Zone” and then to deal with its problems through a well-planned strategy for the region.
The natural and historical assets of the region are the backbones of and potentials for the development of agriculture and a tourism economy. The natural environment and olive groves provide high quality agricultural production of olives and olive oil in the region. Together with forests, natural valleys, reserves, woodlands and fauna, if protected and efficient management perspectives are introduced, the region accommodates its own potential towards eco-tourism, agro-tourism and tourism for nature lovers. In addition, the region has the potential to build a stronger economy based on agricultural production.
Moreover, when regenerated, the long neglected and degraded historical and archaeological remains and traditional settlement patterns, which are compressed by dense and high rise urban developments, conceal another potential for long-stay historical and cultural tourism. The region may eventually market itself as one of Jordan’s most successfully preserved areas. Development of new tourism alternatives also promises a dynamic environment for local businesses and may bring new public and private investments into tourism.
Overall, the declaration of Ajloun, Ain Janna and Anjara as a special protection zone will contribute to the objectives of the National Tourism Strategy for the diversification of tourism products. In this respect, the declaration of a protection regime and controlled urban and tourism development of Ajloun, Ain Janna and Anjara represents a multi-faceted approach that will eventually lead to a parallel upgrading of various sectors including the environment, heritage, urban regeneration, tourism, agriculture and human resources, so leading to rural and socio-economic revitalization. Such an approach should be framed by sustainable development principles and policies.

Priorities should include:

 The protection of natural, historical and archaeological assets within the boundaries of the Ajloun, Ain Janna and Anjara Approved Land Use Plan;
 Introduction of sustainable measures for protected areas, including new regulations, zoning ordinances, special land use provisions, asset management guidelines, transfer of investment rights, designation and grading of cultural resources and conservation;
 Provision of economic and other incentives to attract new investments;
 Balancing future urbanization needs of estimated population growth with protection of the environment, conservation of historical fabric and tourism development;
 Institutional capacity building, upgrading of local organizations and introduction of financial solutions based on needs;
 Capacity building in the tourism sector by training in the management of assets, cultural site management, tourism promotion activities and flagship action projects on sites;
 Finding /building /channelling ways for local community participation (including all social groups and non-governmental organizations);
 Development of local family businesses, both in tourism (by creating accommodation alternatives at their houses and their knowledge of traditional crafts, food and community life) and agriculture (mainly olive and fruit plantation).

XI.2. Natural Protection Zones
First, within the protection regime, areas prioritized according to their natural values are designated as natural protection zones, which are to be preserved because of their unique characteristics, natural beauty and rarity - including forests, olive groves, caves and valleys. Areas of outstanding natural beauty and originality should only be used for scientific exploration of the environment and no physical interventions should be permitted.
Natural protection sites should be designated as areas/zones of either primary or secondary protection. Wadi Al-Tawaheen, Nature Corridor, Ajloun Castle and its surrounding forests and olive groves, and some areas inhabiting forests, olive groves, natural valleys, water resources, caves and historical mills should be preserved by declaring those areas as Primary Degree Natural Protection Zones. Wadi Al-Tawaheen, one of the most important natural and historical heritage areas of Ajloun region, Wadi-Al Tawaheen should be declared as a Primary Degree Natural and Historical Protection Zone. The developments proceeding mainly towards the Wadi Al-Tawaheen (North and South) between the settlements of Ajloun and Anjara, as well as the expansion towards the forests, should be prevented.
The developments taking place towards the Castle should be halted and the area should be declared as a Primary Degree Natural and Historical Protection Zone. Any developments towards the olive groves on both sides of the main road should be controlled.
Together with the declaration of the area as Primary Degree Natural Protection Zone, the implementation of the Nature Corridor Action Project is vital for the preservation of the natural character of this area. One of the valuable forest areas of the region that must be preserved as a Primary Degree Natural Protection Site is located in the vicinity of governmental buildings and the area needs to be planned as an urban design and landscape project to protect the forests and topographical features. There are two important caves located to the north of Ain Janna, on the high steep cliffs, and one inside the settlements of Anjara. These unique geological formations, which are eco-tourism and adventure tourism elements, are needed to be preserved and presented as Primary Degree Natural Protection Zones .
The decisions and measures that should be taken into consideration and implemented for Primary Degree Natural Protection Zones can be summarized as follows:
 The areas will never be given development rights and the assigned development rights will be given no permission to use;
 Any existing construction will not be given rights for further development;
 No actions to destroy the fauna and flora, topography or no silhouette damaging effects are to be permitted;
 Development of recreational facilities (e.g. restaurants, kiosks, cafes, footpaths, nature trails, toilets, car parks etc. and infrastructure services) can only be undertaken with the prior permission of the Conservation Council and/or MOTA. No project will be allowed to be undertaken without preparing a 1/1.000 - 1/500 implementation plan first, according to the specific characteristics of the site;
 Fire precautions should be taken in forest areas by the relevant institutions (Ministry of Agriculture, Department of Forests);
 No tree cutting is permitted other than when necessary, according to the Forest Law (with prior permission from the Department of Forests);
 Existing agricultural activities are to be sustained.

Fertile agricultural lands, fruit gardens and orchards in or nearby urban and rural settlement areas and olive groves less than an acre per parcel should be preserved by declaring the area as a Secondary Degree Natural Protection Zone. However, the area has unique and rich forests, olive groves and fruit orchards that should be designated as Secondary Degree Natural Protection Zones. Action projects for Natural Protection should be planned and the Ajloun Nature Corridor should be created, using the path of the natural valley as the main stream, starting from a natural spring in Ain Janna and flowing through Ajloun and Wadi el Tawaheen. This stream becomes a canal inside Ajloun town centre and emerges on the surface again from a point close to the Bus Terminal. It is a natural topographic threshold which needs to be protected along its entire course from Ajloun to Ain Janna.
The main theme of the nature corridor should be to facilitate and manage a journey through waters, nature, history, heritage and community. The corridor displays the main characteristic of the area - the intermingling and interplay between nature and urban realities - and proposes a journey that starts with the water springs of Ain Janna and extends in the direction of Ajloun, passing through water springs, the historic core of Ain Janna and the vibrant historic core of Ajloun with its Ayyubi Mosque and Vegetable Market and finally ends with biking and pedestrian trails alongside Wadi al Tawaheen, with its rich bio-diversity and historic mills. The future expansion of the project should be towards Kofranja Town. The Municipality of Ajloun, with the help of MOTA and Ajloun Governorate, should consider preparing detailed landscape projects (1/500, 1/200…1/1) for the future.
3.3. Historical/Archaeological Protection Zones
Second, sites where historical, cultural and architectural remains (on the ground or underground remains) reflect the social, economic and cultural characteristics of the area should be designated as Historical/Archaeological Protection Zones, which may again be divided into primary and secondary categories.
Ajloun Castle and the areas in its close vicinity, and some parts of Wadi Al- Tawaheen, should to be designated as Primary Degree Historical/Archaeological Protection Zones. Indeed, MOTA’s policy is to preserve land where there is known archaeological evidence, in order to excavate these sites at a future date. But within a broader perspective, historical and archaeological/heritage sites should be preserved as they stand and scientific actions for conservation, restoration and renovation should be realized by the provision of special permissions.
The decisions and measures that should be taken into consideration and implemented for Primary Degree Historical/Archaeological Protection Zones are:
 Within their determined protection zone boundaries, no building or other form of intervention should be permitted,
 Except for the necessary conservation of cultural property, existing new buildings in these areas should be demolished and/or removed to new locations away from the site. These new locations should be provided by the Ajloun Municipality,
 No new agricultural areas should be formed, no deforestation activities should be allowed and only limited seasonal agricultural activities are to be continued (no tree plantation or intervention, including agriculture, should be permitted),
 No excavations should be permitted unless they have the specific purpose of being scientifically-based excavations,
 No natural materials, such as stone, soil, or sand, should be removed from the Area. Opening mines for the excavation of lime, stone, brick, marble or sand should be forbidden. Similarly, the depositing of any form of waste material, such as soil, slag or other waste materials, should be forbidden,
 Special permission from the Department of Antiquities (or Conservation Council if it exists) should be required for infrastructure implementations undertaken by public or private institutions,
 All kinds of signage should be utilized to present information and warnings about these regulations and precautions. The content and locations of signage should be determined by the MOTA’s local department (or relevant institutions and local government), so as to protect these areas,
 Permission from the MOTA/ Department of Antiquities (or the Conservation Council) will be needed when constructing roads, public squares, car parks or toilets that do not require excavations,
 With the approval of MOTA and/or the Conservation Council, permission may be granted for interventions supporting tourism activities - such as car parks, ticket booths, lavatories and footpaths,
 Only burial activities are to be allowed at cemeteries which are located within the boundary of first-degree archaeological sites,
 Dividing land into parcels and/or the unification of lots that do not cause damage to cultural property should be allowed with the permission of the Conservation Council and/or MOTA.

There should be decisions to preserve areas of significance, due to their urban and local vernacular architectural and physical characteristics, which are in need of renewal and regeneration. All of the urban renewal and regeneration areas will be designated as Secondary Degree Historical/Archaeological Protection Zones which will be dealt with in a project level through “special projects” and detailed designs will be prepared for each of them.
Urban design (1/1000, 1/500), landscape design projects (1/500, 1/200), rehabilitation, restoration, renovation and architectural projects (1/100, 1/50, 1/1) should be prepared by MOTA and/or the Municipality of Ajloun. After the preparation of urban design projects at the scale of 1/500, and also after the preparation of implementation plans, such as ‘urban design’ or ‘landscape’ projects at the scale of 1/200, 1/50….1/1, and the opinion of Ajloun Municipality should be taken. No implementation should be performed without the approval of the Ministry of Tourism and Antiquities.
In general, for urban conservation, renewal and regeneration projects, vehicular and pedestrian arrangements, infrastructure and urban furniture elements (lighting, electricity, rain and waste water infrastructure, signposts, street furniture etc.) should all be designed before implementation. In all urban design projects, electricity, telephone, drinking water and waste water networks should be located underground. These projects should also be regulated and supervised by Ajloun Municipality. For fire precaution, a fire management and prevention system should be implemented.
Until the urban conservation plans are prepared for Ajloun, Ain Janna and Anjara, the principles for construction during this transition period should be stated with reference to the specific features of that urban site. These conditions will depend upon the textural characteristics, density, volume, location, height, architectural features, building materials and colour of existing buildings.
The basic principles that should be obeyed during the transition period in each conservation, renewal and regeneration project area are as follows: (See Map 8, 9, 10, 11)
 No division of land is to be allowed in order to create new development plots. However, unification of lots (parcels) should be permitted to improve boundaries, access roads etc.
 No new buildings should be permitted if density and urban services decisions proposed in the conservation plan are not clearly justified,
 New buildings will not be taller than the officially registered historical buildings (determined by registration) in the same parcel or in the same street,
 Information about any proposed new building development on a plot, together with information about protected buildings within its environment and a draft project proposal (including photographs), should to be submitted for evaluation by the Conservation Commission or MOTA prior to any construction activity.
The main examples of these types of projects can be designed in the historical urban core and commercial centres of Ajloun, Anjara and Ain Janna within the boundaries of the protection regime.
In the Ajloun town centre, two action projects having potential for income generation for the Municipality, and rehabilitation, renovation and restoration to promote historical and cultural heritage tourism, can be designed. The projects are expected to deal with:
 Tiling the road with basalt cobble stone. This treatment would help to unify the urban space and would create the strong feeling of being in a Plaza, (Saha);
 demolishing the low quality recently constructed buildings that are attached to the Ayyubi Mosque, in order to re-expose the historic facade and re-establish the strong relationship between this historic building and the urban core;
 Demolishing the low quality restaurant building (the plot is owned by the Municipality) and replacing it with an arcaded plaza with shops, which would enhance the quality of the urban space and also enable the smooth flow of the "Nature Corridor" through the urban centre.
In this framework, another action project is the Bus Terminal, Vegetable Market and Ayyubi Mosque Surroundings Rehabilitation Project in the town centre of Ajloun. It aims to implement a new design that would bring order and investment to this chaotic but strategically located area.
The bus terminal is the connection point between Ajloun, its surroundings and the rest of the country. A Tourist Bus lane and a visitors /information centre within the Terminal Building should be developed. The Vegetable Market is one of the vital elements of downtown Ajloun but the market and its surroundings constitute an irregular and unorganized zone with uncertain pedestrian and vehicular relationships. Its existing structure should be upgraded to enhance the lively atmosphere of this busy street. This area should be seen as an important destination along the Nature Corridor and should be a focus for new and diversified activities. These activities will highlight the historic and cultural core of the town centre and should attract private sector investments. The area has a potential to be a distinct tourist attraction. The following actions are proposed in this area:
 the re-formation of the disordered fruit, vegetable and grocery market into a more organized and hygienic place,
 the protection of traditional usages such as glassware, pastries, sundries and notion sellers etc. is vital, in conjunction with having a more professional method of portrayal and presentation,
 turning the main axle into a pedestrian zone,
 better shop fronts and displays, if necessary covering the tops to form a covered bazaar,
 A maximum height of 3 meters for development and the use of local Ajloun stone as the cladding material.
 A tourist bus lane with an adequate visitors/ information centre within the Terminal building should be developed.
 Concerning the historical commercial shops, the open spaces (windows, doors) in parts of buildings that sustain commercial activities should be transformed into their original forms; shop sign boards should only be located above the shop doors parallel to the building. The placement of electricity and advertisement notice boards (and their associated equipment) will be determined by the MOTA and Ajloun Municipality.
 In the pedestrian areas of the vegetable market, mobile wooden workbenches should be installed - with a maximum width of 100 cm - so as to exhibit products in the facade of the buildings. These workbenches should be located in positions that will not prevent the circulation of pedestrians.
The objective of these Action Projects is to adapt and rehabilitate the significant urban heritage sites in the historic core for income generating tourism projects. These projects could be financed by local inhabitants themselves or by an outside investor.
Overall, the urban regeneration and renewal projects which are then to be followed by urban historical heritage conservation measures are as listed below. They are important buildings (archeological and architectural remains) within the historical urban cores of the three towns.
 Ajloun, Ayyubi Mosque Environs – refurbishment and environmental upgrading
 Farah Library Environs - refurbishment and environmental upgrading
 Ajloun The Vegetable Market – rehabilitation
 Sidi Bader Environs – refurbishment and environmental upgrading
 Hai Al Maqateesh Complex - renewal
 Hai Al Rabadiyeh Complex - renewal
 Hai Eisawah Complex - renewal
 Al Zghul Complex - renewal
 Ajloun Latine Church Environs – refurbishment and environmental upgrading
 Anjara Latine Church Environs – refurbishment and environmental upgrading
 Wade-I Al Zawaydeh House And Old Complex - renewal
 Ahmad Al-Hamad Complex - renewal
 Al Ahnaf Bin Kess School And Mosque – renewal
 Anjara, Hajj Yousef Old Complex – renewal
 Ain Janna, Malek al Nasser School – renewal

For all those projects, rehabilitation, restoration and facade arrangements of buildings which are to be designated as historical and cultural assets should be undertaken within certain conditions. In general, all buildings within the town centres (especially in Ajloun) should be redesigned to meet the needs of eco tourism and heritage tourism. When elevations of building complexes are determined, restoration, sanitary and facade rehabilitation projects should be prepared (including detailed reports and photographs). For projects of re-use and renewal, a report and technical drawings should be prepared for infrastructural interventions (hygienic conditions - especially drinking/usage water, sewage system, electricity/ lighting, air-conditioning & heating etc) for buildings that will be restored, renewed or re-used.
Commerce and handicraft activities should also be preserved at the project sites. Education, production, exhibitions and sales units should be created in order to preserve, improve and influence these functions. The upper floors of the historical buildings in the conservation projects should be designated for training and production, while the ground floors should be re-arranged for exhibition, retail and marketing/display. New proposals for family lodgings should also be made.
Better pedestrian access and street beautification is needed in the town centres of Ajloun, Ain Janna and Anjara and street beautification and landscaping is needed on the main road in Anjara leading to Ajloun. The environs of Ayyubi Mosque and the Vegetable Market, Ain Janna and Anjara town centres need more pedestrian access. These streets might be transformed into areas where traditional buildings and healthy urban spaces will be designed as special project areas.
In all urban design projects, electricity, telecommunication, water and sewage networks should be located underground in town centres. Pollution should be avoided with the help of projects that are in harmony with water and sewage network installation techniques. These projects should be regulated and supervised by Ajloun Municipality, with the assistance of MOTA.

MAP 8 : AJLOUN TOWN CENTER URBAN REGENERATION PROJECT

MAP 9 : AIN JANNA TOWN CENTER URBAN REGENERATION PROJECT

MAP 10 : ANJARA TOWN CENTER URBAN REGENERATION PROJECT (1)


MAP 11: ANJARA TOWN CENTER URBAN REGENERATION PROJECT (2)


MAP 12: ANJARA CONTROLLED URBAN DEVELOPMENT AND ECO-TOURISM MASTER
PLAN (1/2000 Draft urban design by Mehmet Tunçer)

REFERENCES

(1) In this study, Dr. Mehmet Tunçer joined to the project as “Project Team Leader” in between 2003 – 2005.

(2) “Draft Report”, Consulting Services for the Controlled Urban Growth and Tourism Development Master Plan Study for Ajloun Tourism Development Area, 4 January 2004.
(3) “Final Report”, Consulting Services for the Controlled Urban Growth and Tourism Development Master Plan Study for Ajloun Tourism Development Area, 25 November 2005.